Sayfalar

5 Şubat 2016 Cuma

"Sadece ben kazanayım" fikri var bu şehirde!

Eskiler der ki: "Bir şeyin üzerinde ne kadar emek varsa o kadar kıymetlidir". Bu sözü eskiler demese de öyledir ama "eskiler der ki" diyerek başlayınca daha bir dikkat çekici oluyor, tespit daha haklı duruyor. Neyse... el emeği olan her şey daha değerli. Ama şimdilerde kullan-at girdabına kapılmışız gidiyoruz hepimiz. Tüm anılarımıza şahit olan kıyafetlerimizi bir çırpıda harcıyoruz. Eşyalarla beraber kendimizi de tüketiyoruz. (off lafa bak!)

Eskiden azdı ama özdü her şey. Kumaşlar özenle seçilir, usta eller bin bir emekle kesip biçerdi onları.. Baş ucumuzdaydı hep küçükken alınan bayramlıklarımız, öyle uyanırdık bayram sabahına. İnce ince işlemek, iğnenin deliğinden iple beraber bir sürü hayali geçirmek...

Erdal abinin yaptığı iş özen ve emek istiyor işte. Biz de onu atölyesinde ziyaret ediyoruz. Söyleşimizi yaparken Erdal abi de akşama yetişecek siparişleri dikiyor bir yandan..  Eskiler-yeniler, iğneler-iplikler, çayımız önümüzde, gürül gürül yanan sobamız yanımızda... Kendinize bir çay ısmarlayın ve başlayın bu güzel sohbete.

Viva Terzi
Erdal Şeker
1963 – Sivas



evet soba var ve yanıyor :)
-Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz ?

-13 yaşımdan beri bu meslekle uğraşıyorum. 17-18 senedir Sivas’tayım. Belli bir süre Avusturya Viyana’da bir moda evinde çalıştım. Çocukluktan beri severek yapıyorum bu işi. Tasarladığım diktiğim elbiseler hoşuma gidiyor. Aklınıza gelebilecek her çeşit bayan kıyafetini yapıyorum. 


-Başka bir meslekle uğraşmak ister miydiniz ?

-Valla denedik de olmadı :) Bayan kuaförlüğü yaptım bir dönem, olmadı. Hani derler ya insan bildiği işi yapacak, bilmediği işe bulaşmayacak. E bizim de bildiğimiz iş bu. Yanımda çalışan elemanlarda sıkıntı oldu, yürütemedik. Mesela şu an tek çalışıyorum. Çırağım yok. Kafam daha rahat. Elaman çünkü problem oluyor inan ki. Geliyorlar iki üç ay çalışıp kendilerine güvendiriyorlar sonra da gidiyorlar. Çırak yetişmek istemiyor. İnsan bir yerden sonra müşteriye de yalancı çıkıyor. Çok isterdim aslında bu alanda birilerini yetiştireyim. Ama hiç istediğim şekilde nasip olmadı. Burada belli bir süre çalışanlar hep dikim evine gittiler. Geriye dönüp de bizim bir ustamız vardı burada diye hiç hal hatır sormadılar.


-Sivas'ı seviyor musunuz?

-Seviyoruz tabi, sevmesek durmayız. Mesela benim için İstanbul daha iyi bu meslek için. İzmir’de de çalışmışlığım var ama duramadık döndük memleketimize. Doğma büyüme buralıyız. Çocukluğumuzdan beri hem bu mesleğe hem de Sivas’a alıştık.

Soba çok sıcak, çay suyu fokurduyor.. Oh mis! 
-Bu şehirden beklentileriniz nelerdir ?

-Aslında çok şey istiyoruz da… Mesela yatırımlar yapılsa, sanayi bölgesi oluşturulsa, gençler yolda tespih sallayarak yürümese de çalışıp iş sahibi olsalar çok daha güzel bir şehir olur burası. Benim gözlemlediğim kadarıyla biraz tembeliz. Yani samimi olarak söylüyorum bir Kayseri gibi değiliz. Onlar esnaflarına bir şey olsa, birbirlerine yardım edip ellerinden tutuyorlar. Ama bizim burada öyle bir şey yok, hatta düşene bir tekme de biz vuruyoruz. Şimdi bunları okuyan esnaf arkadaşlarım bana kızabilir ama durum böyle. "Ben kazanayım sadece" fikri var bu şehirdeki esnafların büyük bir çoğunluğunda. 

Bir de yaptığımız işe saygı duymuyorlar. Samimi söylüyorum paraya gelince insanlar saygısızlaşıyor “iki yanına bir dikiş vuruyorsun” diyor, saygınlık yok senin yaptığın işe “iki dikiş vuruyorsun çıkıyorsun” diye bakıyor.



Uzun zamandır böyle güzel çay içmemiştik. Çay Erdal Abi'de içilir.

-Sivas’ta olup ta başka şehirlerde olmayan şeyler nelerdir ?

-Hep tüketim var Sivas’ta. Hiç üretim yok. Zengin olan da pırr gidiyor burada durmuyor, yatırım yapmıyor. İnsanlar çılgınlar gibi alışveriş yapıyor. Çaput, çaput, çaput… Tamam ben de bu işin içindeyim ama çılgınlık var insanlarda. Yani demek ki Sivas zengin :) Lükse bir düşkünlük var. Mesela gençlerin eline bakıyorum son model telefonlar. Evet bu sadece zenginlikle değil biraz da gösterişle alakalı bir durum. Babamın bir lafı vardı "üstü cicoş, cebi boş". Durum biraz da bu sanırım :) 

Erdal abi, bunlar iğneleyici sözler :)




-Boş zamanlarınız oluyor mu ? Neler yaparsınız ?

-Sadece Pazar günlerim boş. Kızımla biraz vakit geçirip yine buraya bir uğrarım, bir görmem gerekiyor illa. Öyle kendime ayırdığım çok bir zaman olmuyor. Çay ocağına giderim bazen, iki bardak çay içerim. Başka da yaptığım bir şey olmaz aslında ama fırsat bulursam eğer eşimi dostumu evime misafir edip yeyip içmeyi çok severim.

-Çocuğunuzun Cumhuriyet Üniversitesi'nde okumasını ister misiniz ?

-Tabi ki isterim, çocuğum hem gözümün önünde hem de memleketinde okumuş olur. Bence Cumhuriyet Üniversitesi, Türkiye’nin sayılı ve iyi bir üniversitesi. Öyle değil mi? (maalesef pek de öyle değil Erdal abi) bu şehir için üniversite çok önemli. Çünkü şehrin esnafları öğrencilerden kazanıyor. 

On üçüncü söyleşimiz, bir mezura uzunluğunda söyleşi yapmamız umuduyla...(150)

Eskiden bir oyun oynardık: çay, kağıt, makas diyerekten... Kalmadı eski oyunlar!

-Şehir ve insanlardaki gözlemlediğiniz değişimler nelerdir?

-Bol bol bina dikiliyor. Caddeler, yollar hep arabayla dolu. Sivas’ın insanlarında biraz kabalık var, kibarlık kalmamış. Kibar olan da yanlış anlaşılıyor. Ben bayan terzisiyim ve onlarla iş yapıyorum. Mecbur kibar olacağım. Ama çevremdeki insanlar özellikle erkekler diyorlar ki ‘’neden bu kadar kibarsın’’. E ne yapayım, kaba mı davranayım buraya gelen bayanlara. Ama sanki kibarlık kötü bir şeymiş gibi insanlar yadırgıyor. (diyalogdaki kibarlıktan kasıt diksiyon aslında)

Son zamanlarda özellikle yolda yürüyen bazı insanların ve gençlerin karşılarındaki insanlara saygıları yok. Üç dört genç buluşuyor ve kol kola girerek caddede küfürleşerek yürüyorlar sanki yol sadece onlarınmış gibi. 

-Bize anlatabileceğiniz ilginç bir anınız var mı ?

-Zamanında yeni evlenecek bir genç kıza nişan elbisesi dikmişim. Üzerinden yıllar geçmiş tabi, unutmuşum. Geçenlerde bir kız geldi nişan elbisesi diktirmek için. Konuşurken öğrendim ki meğerse yıllar önce nişan elbisesi diktiğim kadının kızıymış. Yani hem annesine hem de kıza nişan elbisesi diktim. Kadın, "hala saklarım o elbiseyi" dedi. Bu benim için güzel bir anı.

Ekose seviyorlar kendileri


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder