Sayfalar

26 Aralık 2015 Cumartesi

Antikacı önce insan biriktirir!

Bazen tesadüfen keşfettiğiniz yerler sizi saatlerce alıkoyar. Hoca Ahmet Yesevi caddesindeki antikacı Mehmet amcanın dükkanı da böyle yerlerden biri. İçeriye girdiğimiz andan itibaren zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Antika-sever insanlar olarak hem Mehmet amcayı dinledik hem antikaları inceledik. Geçmişten, insan ilişkilerinden ve tabii ki antikalardan konuştuk. Sıcak sohbeti ve anlattığı hikayelerle şehrin yüzü Mehmet amca.

Kale Kilim ve Antika
Mehmet Tetiker
1948 - Sivas



-Neden bu işi yapıyorsunuz ve kaç yıl oldu bu işe başlayalı ?

-Baba mesleği. Benim başka bir mesleğim yok. Şimdi bu dükkan dördüncü dükkanım. Birçok yerde yaptık bu işi. Babam 1940 yılında kurmuş burayı. Her şeyi kendi yapmış. O zamanlar deli demişler babama. (işletmenin ilk tabelası hala duruyordu ve üzerinde dört haneli telefon numarası vardı – babam çok zor aldı bu numarayı dedi Mehmet amcamız. Araya Bakan koyup zar zor almışlar)


-İşinizi seviyor musunuz ?

-Ben severek yapıyorum bu mesleği çok seviyorum. Oğlum var ama pek sevmez bu işi. Sevmeden de olmaz bu işler hem. Bu iş emek ve sabır işi. Paran olmalı öncelikle. Ben işimi çok seviyorum. Antika güzeldir.. Bırakırsam evde oturursam ben yürüyemem bastonsuz.. Şu an dinç ve dinamiğim ama bırakırsam bu işi bastonsuz adım atamam. Evimde de var bunlardan. Eve gidiyorum tabaklarıma bakıyorum diyorum ki "hanım bir çiğ köfte yoğur da yiyelim". Herkesle tanışma şansın çok yüksek. en üst kademeden en alt kademeye kadar. Kimseyi hor görme derdi babam o yüzden.


-Bu işi yapmasanız hangi işi yapmak isterdiniz ?

-Benim hayalim hep bu oldu. Yedi yaşımdan beri babamın yanında yetiştim.



-Bu şehirden beklentileriniz nelerdir ?

-Şehrimizde turizm kısa. 1999'da ki gelen turistlerden hiç biri yoktur. Yabancı çok gelirdi o zamanlar. Eğer dış ülkelerde yayını tam yapsalar böyle şeyler yaşanmazdı. Tam olarak reklamı yapılmalı bu şehrin. Bizim gibi el işleri antika işleri ile uğraşanların böyle kıyı köşede değil de göz önünde dükkanları olmalı. Şehri tanıtıyoruz biz. Şehrin gerisinde kalmamalıyız. Gelen turistler bizi ara sokaklarda aramaz ki. Belediye böyle şehri tanıtacak işlerle uğraşanları daha göz önünde yerler ayırmalı.


-Bu şehirde olmasanız hangi şehirde olmak isterdiniz ?

-Antalya'da olmak isterdim. Denizi çok severim ben. Sürekli giderim ama buradan gitmeyi hiç düşünmedim. Senede bir iki sefer giderim. En çok da Side'ye giderim..


-Hobileriniz var mı boş zamanlarınız oluyor mu ?

-Sabahtan akşama kadar buradayım. Ancak boş olduğum zamanlar seyahat etmeyi çok severim ben. Sabah en geç yedi buçukta açarım burayı. Gelir çayımı koyarım radyomu açarım. Hatta dostlarım sabahları "gidelim Tetiker abimiz açmıştır bir çay içelim" diyerek buraya gelirler.


-Size gelen ve hoşunuza giden parçaları ne yapıyorsunuz ? Aldığınız ve satmadığınız oluyor mu ?

-Oluyor tabi olmaz mı. Antikacıyız biz. Kendi tabak koleksiyonum var evde. Porselen tabak boyalı resimli. (telefonundan bize fotoğraflarını gösteriyor)


-Sizce ne gibi etkinlikler olmalı Sivas'ta ?

-(Tetiker amcamız hep turizmden bahsetti illa ki olmalı dedi ve bizi de bir etkinlik olarak küçük sarayım dediği antikalarla dolu evine kahve içmeye davet etti :)



-İlginç bir anınız var mı işinizle ilgili yada bildiğiniz bir hikaye ?

-Bir gün bir bayan camdan bakıyor vitrinden. İçeri çağırdım. Dedi ben Tokat'tan geliyorum akşam gideceğim. Neyse oturttum yemek ikram ettim.  Kapıda taksi bekliyor, ticari taksi, Tokat'a geri götürecek bayanı. Neyse akşam oldu gitti ama ertesi gün yine geldi. Sabah erkenden gelmiş ilk buraya uğramış. Kahvaltıyı yaptık bir güzel. Dedim ki "hanımefendi niye böyle gidip geliyorsunuz?" Kadın dedi ki "burada adam yakıyorlar ya, kalamam ki". Ertesi güne hanıma dedim ki "yemekleri hazırla akşama misafir getireceğim". Neyse o gün dedim ki hanımefendiye "ben bugün sizi misafir edeceğim bırakmıyorum". Bu arada kadın da benden beş bin dolarlık alışveriş yaptı. Peki dedi gittik yemekler yendi sohbetler yapıldı dedi ki "ben sizi ve muhabbetinizi çok sevdim, isteseniz de istemeseniz de bu gece sizde kalacağım" dedi, kaldı bizde üç gün ahbap olduk, bayramlarda ararız konuşur hal hatır sorarız. Yani şu ki bu mesleğin vesilesiyle çok ahbabım oldu.



-Mehmet amcanın sayısız hikayelerinden yalnızca birini yazabiliyoruz, daha fazlası için dükkanına gidip selam vermeniz yeterli. Mehmet amcaya her şey için teşekkür ediyoruz.-bu arada bize bozuk para koleksiyonundan 5 parça hediye etti :)-
Şehrin Yüzleri devam ediyor...

25 Aralık 2015





İnsanlar soğuk, şehir değil!


"Sadece yürümek için çıkarsanız yola çok şey görürsünüz. Şehrin sokaklarında karşınıza nerede ne çıkacağı belli olmaz. Hiç umulmayan yerlerde umulmadık güzellikler bulabilirsiniz. Arabaların geçemediği dar sokaklarda bulursunuz rahatlığı. Fakir ama keyifli insanlarda, boyasız ama temiz evlerde buluruz hikayeleri. Bir arkadaşın günlüğünde ve bir kitabın önsözündedir aranılan duygu. Çok uzakta değil yanı başımızdadır beklenilen kişi."

Şehirde sayılı kitabevlerinden biri Eylül kitabevi (ve aynı zamanda kafe.) Kitapların içinden geçerek alt kata iniyoruz ve sıcak bir ortamda muhabbet ediyoruz.

Eylül Kitabevi & Kafe
Eylül Çetinkaya
29 – Sivas



-Kaç yıldır bu işi yapıyorsun ?

-Bir yıldır sahaflık yapıyorum.


-Kaç yıldır kitaplarla birliktesin? böyle soralım ;) Hep Sivas’ta mıydın ?


-21 yaşımda yayınevine girdim. İşte 8-9 yıldır yayınevindeyim. İlk girdiğim yayınevi Sivas’taydı. Sonra Ankara’ya gittim bir dönem. Alanya’da yaşıyordum orada devam ettim. Önce yayın danışmanlığı ile başladım. Daha doğrusu önce depoda başladım J İşte depodaki kitapları sayıp düzenliyordum, faturaları falan yatırıyordum. “Eylül bak bunları yap, bunlara bak” sonra TDK sözlükleri verdiler koltuğumda onlarla yaşadım. Daha sonra yavaş yavaş kabul ettiler kadroya. Sonra başka yayınevlerinden işler aldım, düzenlemeler yaptım. Bir dönem ghostwriter’lık yaptım. (ghostwriter: bir diğerinin adına ve onun hesabına kitap yazan kimse.) Öyle… ama o dönemi hep kitaplarla geçirdim.




-Bu işi severek mi yapıyorsun ?


-İlk yayınevi işimde beni depoya gönderdiler :) Depoya girdiğimde kitapları saymak yerine bir iki saat kitap okumaya dalmıştım. Ve o zaman dedim "ben ömrümün sonuna kadar kitaplarla olacağım".


-Bu işi yapmasaydım şu işi yapardım dediğin oluyor mu ?

-Çok saçma diyeceğim çok fazla işle uğraştım. Bir dönem dövmecilik yaptım, broşür dağıttım, bölümüm gereği matematik kursları verdim, bir iki ay radyoda çalıştım… Öyle işte saçma sapan bir sürü iş yaptım. Ama editörlük bir yandan hep devam etti.




-Sivas senin beklentilerini karşılıyor mu ?

-Aslında daha dün bunu konuştuk. Şükrü Erbaş etkinliği vardı. Benim çok tanışmayı istediğim bir insandı. Etkinlikte beklediğim çok açık söylüyorum iki yüz - iki yüz elli kişi falan diye düşünüyorduk. Çünkü önceki etkinliklere gelen buraya gelenlere göre öyle bekliyorduk. Ama beş yüz elli - altı yüz kişi geldi. Ve tekrar gördük ki evet Sivas’ta güzel bir potansiyel var. Ben sahafı çok geç buldum Sivas’ta. Ve çok öyle okuma kültürü olduğunu da düşünmüyordum. Sonrasında sahafa gittim ve evet gerçekten okuyan insanlar var. Sivas’ta çok kapalı yaşıyor insanlar. Kendi içlerinde…




-“Soğuk bu insanları böyle içine kapatıyor” diye söyleyen böyle düşünen çok kişi var, sen ne düşünüyorsun ?

-Soğuktan değil bence. Bu şehir öyle bir şehir ki; birçok kültüre ev sahipliği yapmış ama onları da en iyi öldüren şehir. Yani mesela burada bir Ermeni kültürü var, ama adamlar Ermenileri asimile etmişler Ermeniler Ermeni olduklarını söyleyemiyorlar. E yine Sivas katliamı var, katliamdan sonra ne olursa olsun bir mezhep çatışması var bu şehirde. Ve bakıyorsun buraya gelenlerde bile aklında bir soru işareti oluyor. Dışarıdaki insanlara bakıyorsun “bu sizden mi bizden mi” diye ayırıyorlar. “Biz” ve “Siz” var. Bu durumu sadece soğuğa bağlamak çok zor. İnsanların içleri soğuk bu başka bir şey…




-Bu şehri seviyor musun? Burada olmasan hangi şehirde olmayı isterdin ?


-Ben bu şehirden ziyade bu ortamı seviyorum. Burası benim evim. Yaşam alanım. Bu kitabevini de alarak İzmir ya da Ankara’da olmayı isterdim.


-Hobilerin var mı? Kitaplar dışında ne yaparsın ?


-Kitabı çıkarınca Eylül olmuyor. Geriye bir şey kalmıyor aslında burada yaptığımız aktiviteler kalıyor geriye. Film gösterimi yapıyoruz burada. Onlarla uğraşıyoruz. Bir dönem dezavantajlı gruplarla ilgili projelere ilgiliydim yine kitaplarla ilgili olarak. Yüksek lisans tezim ile uğraşıyorum. Böyle…





-Burası ilginç bir sahaf ve kafe, ayrıca merdivenler aşırı dik. Gerçekten niye bu kadar dik ?

-Bu merdivenlerin bir hikayesi var. Hep şey diyorum; yukarıda bıraksın herkes, egosunu, kaprisini, sınıf ayrımını... Bu merdivenlerden sadece tüm kimliklerini bırakabilen insanlar insin istiyorum. Bu masalarda herkes oturabilsin, aynı ortamda buluşabilsinler. Eğer olmuyorsa da o zaman sadece ötekiler olsun burada. (gerçekten merdivenler oldukça dik inerken başınıza dikkat :)

-Çaylarımızı içtikten sonra Eylül'e teşekkür edip oradan ayrılıyoruz. Şehrin Yüzleri devam ediyor...

25 Aralık 2015



Eylül Kitap & Kafe Adres: Halil Rıfat Paşa Mah. 37/3 Sk. D:2B Sivas (istasyon polis karakolundan sonraki ara)




Özümüzü Kaybettirmeyen Şehir

Sivas Şifaiye Medresesi'nin içerisinde çok kibar ve naif bir abimiz var; Ömer abi. Büyük kapıdan girdikten sonra ilerde sağda dükkanı var. Gümüş işleme, hediyelik ürünler, tesbih üretimi ve satışı yapıyor.

Ömer abiyle dükkanında tanıştık. Hemen buyur etti ve sohbete koyulduk. Bu projeyi tasarlarken tahayyül ettiğimiz ve aklımızdaki tam da buydu diyebileceğimiz bir sohbet oldu. Medreseye giderseniz Ömer abiye uğrayın, bir merhaba demeniz yeterli.


Anatolia Gümüş ve Tesbihbahane
Ömer ARSLAN
1971- Sivas




-          













-Neden bu işi yapıyorsunuz ve kaç yıl oldu bu işe başlayalı? İşinizi seviyor musunuz ?

-15-16 yıldır bu işi yapıyorum. baba mesleği. Sivas'a ve insanlara hizmet etmek için ticarete devam ettim. Her sabah kalktığımda bir an önce işime kavuşmak için her hazırlığımı yarım yapıyorum. İşimi çok seviyorum. Zevkli bir iş, keyif alarak yapıyorum.


-Bu işi yapmasanız hangi işi yapmak isterdiniz ?

-İşimden memnunum. yine bu işi yapardım. insanlara hizmet etmek, yardımcı olmak, tatlı dille güler yüzle insanların gönlünde taht kurmak her şeyden önemli. Ticareti insanlarla iletişimde bir aracı olarak görüyorum ben. Onlarla sosyolojik ve psikolojik açıdan karşılıklı bir şeyler yaşamak her şeyden güzel.




-Bu şehirden beklentileriniz nelerdir ?

-Şehrimiz çok eski medeniyetlere misafirlik etti. Selçuklu olsun Osmanlı olsun Cumhuriyet dönemi olsun çok güzel kararlar alınmış bir şehir. Fakat bugün şehrimizin hakkettiği noktada olduğunu düşünmüyorum. Devletimiz daha kalıcı yatırımlar yaparak ve yöneticilerimiz de daha mantıklı girişimlerde bulunarak bu şehirde insanları tutmaları gerekiyor. Gereksiz prosedürlerle insanları uzaklaştırmamalılar. Göçe son verirsek şehrimiz daha da güzel yaşanılacak bir yer olur.



-Bu şehri seviyor musunuz ?

-Biz farklı illerde de bulunduğumuz için şehrimizi özlüyoruz ve arıyoruz. Sivas dışında olan birçok insan da biz böyle tarihi mekanlarda olduğumuz için geldiklerinde özlemlerini dile getiriyorlar.

-Bu şehirde olmasanız hangi şehirde olmak isterdiniz ?

-Sivas'ta olmak bana yetiyor. Sivas halkı Sivas'a çok bağlıdır. Özellikle uzaklarda yaşayanlar gurbetçiler gidelim bir sılayı rahim yapalım derler.

-Sizce bu şehrin insanları mutlu mu ?

-Yerli veya yabancı birçok insan buraya gelir. Tarihle birlikte iç içe olan bir sürü soru sorarlar bize. Mutlu olup olmadıklarını bizlerle paylaşırlar. Benim naçizane düşüncem Sivas'ta yaşayan insanların birçoğu mutludur. Çünkü herkesin bir planı programı var, serseri mayın gibi etrafa çarpmıyorlar. Her insan evinden çıktığı zaman yapacak bir meşguliyeti var.

-Hobileriniz var mı ? Boş zamanınız oluyor mu ?

-Yirmi dört saat çalışsak yirmi beşinci saati ararız. Bizim bu işler ince işlerdir. Sevgini zamanını her şeyini vermelisin çünkü. Eğer olmuş olsaydı zamanım elbette aktivitelerde bulunmak isterdim

-Sizce ne gibi aktiviteler olmalı Sivas'ta ?

-Ben hep sanata değer vermişimdir. Sanat haricinde de dil kurslarına çok önem vermeliyiz. Bizim gibi tarihi yerlerdeki insanlar farklı diller konuşabilmeli.  Spor aktiviteleri arttırılmalı.


-Sivas'ın tarihi mekanlarının bu şekilde restore edilip halka sunulması hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?

-Bu tarz yerler ecdadımızdan bize bizden de bir sonraki nesillere aktarılması gereken miraslardır. Buralar önceleri rehabilitasyon merkezleri olarak kullanıldı ve bazı kesimler aslına saygı duyarak o şekilde kullanılmasını söylemekte. Ancak günümüz teknoloji çağı ve birçok güzel hastahanelerimiz mevcut. Buralarda bir ısınma su gideri dahi yapılamıyor. Bizler buralarda geçiciyiz. Bu mekanların sahipleri değiliz. Sadece kiracılarız. Halkımız bizim bu hizmetlerimizi inceleyip sorgulayıp istek ve şikayetlerini bildirmeliler ki bizler de bu doğrultuda hizmetlerimize devam edebilelim. Birlik içinde olursak bu güzel miraslara daha iyi sahip çıkma fırsatını yakalamış oluruz.

-Son olarak sizce şehrin tanıtımı yeterince yapılıyor mu ?

-Kesinlikle hayır. Öncelikle daha güzel hayaller kurup sosyaliteler oluşturmalıyız. Daha çok kitleler toplayıp bu havayı solumalarını sağlamalıyız. Genç girişimcileri destekleyip bir adım daha yukarı çıkmanın yollarını aramalıyız. Maneviyatımıza saygılı olmalıyız. Sivasımız'da bir çok türbe mevcut. İstanbul'daki gibi eserlere gösterilen saygı buralarda da olmalı. Sivas çok çok iyilerine layık…

-Ömer abiye tatlı sohbetinden dolayı teşekkür edip bu güzel mekandan ayrılıyoruz. 
Şehrin Yüzleri devam ediyor...

25 Aralık 2015