Sema Kaygısız
Sema Hanımın Yeri
1968-Malatya
-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
-İşinizi seviyor musunuz ?
-Sevmesen bu işte başarılı olman mümkün değil. Özellikle bu
yemek sektöründe olanlar için söylüyorum, severek ve bu benim işim diyerek
başlanmalı her güne. Sadece para amaçlı yaparsan bu işi hiç de başaralı
olamazsın, bu bir gerçek çünkü. Severek, sevgini katarak yaptığın hiçbir şey
kötü olmaz.
-Başka bir meslekle uğraşmak ister miydiniz ?
-Hayalimde başka hiçbir meslek yoktu. Ben çocukluğumdan beri mutfağa aşığım ve evlendikten sonra çocuklar da şöyle biraz büyümeye başlayınca hemen hayalimin peşinden koştum. Çok da isabetli bir karar vermişim. Çok mutluyum. Çocuklarımı okuttum, evimi aldım, arabamı aldım. Harika bir işe sahibim. Daha ne olsun ! :)
-Bu şehri seviyor musunuz ?
-Seviyorum bu şehri zaman
geçtikçe soğuttu beni. Ya bilemiyorum, küçük yerlerde sıkıntılar biraz daha
fazla oluyor. Küçük şehir olduğu için herkes herkesin ne yaptığını biliyor. İyi
olsun kötü olsun yaptığın her şeyden sorgulanıyorsun. Başarılı oluyorsun
sıkıntı, başarısız oluyorsun o da sıkıntı. Ben özgürlüğü seviyorum ama burada
yok. Bizim İstanbul’da da yerimiz var ama orada kimse kimseye karışmıyor. Ne
yaparsan kendi içinde yaşıyorsun. Kimse seni sorgulamıyor.
-Yaşamak istediğiniz başka bir şehir var mı ?
-Buradan başka bir yer olarak sadece İstanbul’da yapmayı istiyordum.
Onu da yaptık zaten. Kızım oradaki şubenin başında. Bende bir süre durdum ama
şimdi buradayım.
-Şehirden beklentileriniz var mı ?
-Şu an bir beklentim yok bu şehirden. Elbette
insanlardan beklentilerim var ama onları değiştiremeyiz ki. Ama daha özgür,
daha modern ve daha açık fikirli olabilirdi Sivas. İnsanlar birbirini bu kadar kısıtlamasa…
Benim otuz yılım geçti burada ve bu geçen sürede çok da değişik bir şeyler
olmadı. Değişen, yenilenen bir şey olmadı. İyi ki üniversite var. O
da olmasa yani bilemiyorum ne olurdu halimiz. İnsanlar hep aynı yerde. Bir tık
üste çıkamıyorlar, o çizgiyi aşamıyorlar. Orta yaş kesimi neyse de gençler pek
de kalmak istemiyor burada. Sosyal aktiviteler
de oldukça kısıtlı.
-Sivas’ın diğer şehirlerden artı olan yönleri var mı ?
-Elbette Sivas’ın kendine göre güzellikleri, artısı ve bir o
kadar da eksisi var ama bir İstanbul’la da kıyaslayamayız yani burayı. Trafik
yok rahatsın. Ulaşım, yaşam daha kolay. Her şeye daha çabuk ulaşabiliyorsun
Sivas’ta.
-İnsanlar mutlu mu bu şehirde ?
-Hiç de mutlu değil bence insanlar. Beklentileri hiçbir
açıdan karşılamıyor çünkü bu şehir. Her şey kalıplaşmış ve kimse bu kalıpları
aşamıyor, çıkamıyor. Korkuyor insanlar bu kalıptan çıkmaya. Niye ? E laf söz
olacak diye. Kıyafetinden, tavrından, gezip tozmandan hep kısıtlıyorsun, ödün
veriyorsun. Mesela istasyon caddesinden üç beş kez geçip orada görünmekten
çekiniyorsun, herkes birbirini tanıyor çünkü. Gözlemlediğim kadarıyla bu
sebeplerden dolayı insanlar mutlu değil. Tabi bunlar benim gözlemlerim ve
yorumlarım… Hatta ben buradaki arkadaşlarıma da soruyorum. ‘’Sivas’ı seviyor
musunuz?’’ diye ve gerçekten birçoğu bu durumlardan mustarip, bu durumlardan
dolayı mutlu değil. Gerçekten başkalarının özgürlüğüne saygı duyulmuyor bu
şehirde.
-Çoğunlukla öğrenciler geliyor buraya. Gözlemlerinizden
bahseder misiniz bize ?
-Şöyle ki herkes farklı farklı yerlerden geliyor ve herkesin
farklı bir yaşam tarzı var. Ortak bir nokta bulmaya çalışıyor herkes kendini.
Ben öğrencilerden o kadar memnunum ve onları o kadar çok seviyorum ki. (Sema
ablamızın gözleri parladı bu cümleden sonra. Nasıl içten bir sevgidir,
anlatışını hayretle dinledik). Yaptıklarıma teşekkür ediyorlar, memnun
kalıyorlar. Ama halk böyle değil, onları memnun etmek daha zor çünkü her
şeyleri dört dörtlük kendilerince. Yanı demek istediğim herkes para veriyor
burada evet, herkesin bir beklentisi var ama öğrenciden aldığım samimiyet daha
başka… Benim çocuklarım da dışarıda
okudukları için, biliyorum durumları. Buraya gelen tüm öğrenciler, hepsi yavrularım benim, onlar benim için
bambaşka. Mesela buraya geçen bir kız geldi. Elleri kıpkırmızı olmuş soğuktan.
Böyle ne oldu biliyor musun, içim eridi eridi. Dedim hemen gel mutfağa otur
ısın. Biraz oturdu ısındı hah işte benim de içim ısındı rahatladım… Hatta bir
tane yavrucağım benim evimde altı ay kaldı. Ha evet bunlar söylenmez ama ben
söylüyorum ki öğrencilere sahip çıkılsın Sivas’ta. Çünkü öğrenciler hiçe
sayılıyor. Ama ben istiyorum ki herkes sahip çıksın çünkü onlar bizim çocuklarımız,
yavrularımız ya. Bilmiyorum onlar benim için başka ya, başka türlü seviyorum
ben onları.
-Burada yaşadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız ?
-Sütlaç yapmıştım. Üzerini de streç film ile güzelce
kapattım, belli bile olmuyordu üzerindeki streç film. Bayan turist bir
arkadaşım vardı. Ogün de gelip yardımcı olmuştu bana. Daha önce hiç jelatin
görmemiş ömründe. Benim yaptığım sütlaca üzerinde jelatin varken sen dök
tarçını öylece servis et. Hiç fark etmemiş, kaşığını da yanına koymuş. Ay nasıl
güldük nasıl güldük. Hem üzüldüm dikkatsizliğe hem de o kadar çok güldük ki hiç
unutamam :)
| Halbuki dostlarımızla yemek yemek için gelmiştik. :) -Özlem ve Hikmet- |
-Şehrin yüzleri için oradan oraya koşuştururken, yemek
molalarımızın en tatlı adresi burası. Ne zaman hadi Sema Hanım’da yemek yiyelim
desem Şükrü’nün gözleri parlıyor. Hem fiyatları uygun hem eli de pek lezzetli
Sema ablamızın..
Adres: İstasyon Cad. Beyaz Saray Apt.
Telefon:(0346) 223 9496
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder