Sayfalar

15 Şubat 2016 Pazartesi

Bu şehirde kimse kalıpları kıramıyor!

‘’Anne eli değmiş gibi’’. Evet bu da bir klişe ama eğer ailenizden kilometrelerce uzakta düşe kalka bir şekilde üniversite okumaya çalışıyorsanız, bir şeylere anne elinin değmiş olma ihtimali bile gözlerde parlama ve akıllarda nefis hayaller oluşturur… Tavuk dönerin hele ki o soslu soslu olanlar (biliyorsun evet evet orası) bir çok günün kurtarıcısıdır hep. Ya da evde yapılan bin bir usullü makarnalar… Ama insaf mide de bir yere kadar :) Biz hem çok güzel bir sohbet gerçekleştirdik hem de çok tatlı yemekler yedik. Size de şimdiden afiyet olsun, keyifli okumalar ;)

Sema Kaygısız
Sema Hanımın Yeri
1968-Malatya


-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

-18 yaşımda evlenip Sivas’a geldim, buraya yerleştik otuz yıldır da Sivas’tayız. Yani artık Sivas’lı olduk diyebilirim. Ben ev hanımıydım. 5-6 yıl kadar bir süre evde kendim sipariş üzerine yemekler yaptım. Mantı, börek, çörek, köfte… Sonra baktım evde zor oluyor burayı açmaya karar verdim ve iyi ki de böyle bir karar vermişim çünkü çok mutluyum bu kararımdan, hem maddi hem de manevi olarak. Sivas’ta İlk ben başlattım ev yemekleri işini. 13 yıldır da devam ediyorum. Hatta şu an düşünüyorum ki ev hanımlığı hiç bana göre değilmiş. Herkese de kendi işlerini yapmalarını tavsiye ederim :) 


-İşinizi seviyor musunuz ?

-Sevmesen bu işte başarılı olman mümkün değil. Özellikle bu yemek sektöründe olanlar için söylüyorum, severek ve bu benim işim diyerek başlanmalı her güne. Sadece para amaçlı yaparsan bu işi hiç de başaralı olamazsın, bu bir gerçek çünkü. Severek, sevgini katarak yaptığın hiçbir şey kötü olmaz.

-Başka bir meslekle uğraşmak ister miydiniz ?

-Hayalimde başka hiçbir meslek yoktu. Ben çocukluğumdan beri mutfağa aşığım ve evlendikten sonra çocuklar da şöyle biraz büyümeye başlayınca hemen hayalimin peşinden koştum. Çok da isabetli bir karar vermişim. Çok mutluyum. Çocuklarımı okuttum, evimi aldım, arabamı aldım. Harika bir işe sahibim. Daha ne olsun ! :) 

-Bu şehri seviyor musunuz ?

-Seviyorum bu şehri  zaman geçtikçe soğuttu beni. Ya bilemiyorum, küçük yerlerde sıkıntılar biraz daha fazla oluyor. Küçük şehir olduğu için herkes herkesin ne yaptığını biliyor. İyi olsun kötü olsun yaptığın her şeyden sorgulanıyorsun. Başarılı oluyorsun sıkıntı, başarısız oluyorsun o da sıkıntı. Ben özgürlüğü seviyorum ama burada yok. Bizim İstanbul’da da yerimiz var ama orada kimse kimseye karışmıyor. Ne yaparsan kendi içinde yaşıyorsun. Kimse seni sorgulamıyor. 

-Yaşamak istediğiniz başka bir şehir var mı ?

-Buradan başka bir yer olarak sadece İstanbul’da yapmayı istiyordum. Onu da yaptık zaten. Kızım oradaki şubenin başında. Bende bir süre durdum ama şimdi buradayım.


-Şehirden beklentileriniz var mı ?

-Şu an bir beklentim yok bu şehirden. Elbette insanlardan beklentilerim var ama onları değiştiremeyiz ki. Ama daha özgür, daha modern ve daha açık fikirli olabilirdi Sivas. İnsanlar birbirini bu kadar kısıtlamasa… Benim otuz yılım geçti burada ve bu geçen sürede çok da değişik bir şeyler olmadı. Değişen, yenilenen bir şey olmadı. İyi ki üniversite var. O da olmasa yani bilemiyorum ne olurdu halimiz. İnsanlar hep aynı yerde. Bir tık üste çıkamıyorlar, o çizgiyi aşamıyorlar. Orta yaş kesimi neyse de gençler pek de kalmak istemiyor burada. Sosyal aktiviteler  de oldukça kısıtlı.


-Sivas’ın diğer şehirlerden artı olan yönleri var mı ?

-Elbette Sivas’ın kendine göre güzellikleri, artısı ve bir o kadar da eksisi var ama bir İstanbul’la da kıyaslayamayız yani burayı. Trafik yok rahatsın. Ulaşım, yaşam daha kolay. Her şeye daha çabuk ulaşabiliyorsun Sivas’ta. 


-İnsanlar mutlu mu bu şehirde ?

-Hiç de mutlu değil bence insanlar. Beklentileri hiçbir açıdan karşılamıyor çünkü bu şehir. Her şey kalıplaşmış ve kimse bu kalıpları aşamıyor, çıkamıyor. Korkuyor insanlar bu kalıptan çıkmaya. Niye ? E laf söz olacak diye. Kıyafetinden, tavrından, gezip tozmandan hep kısıtlıyorsun, ödün veriyorsun. Mesela istasyon caddesinden üç beş kez geçip orada görünmekten çekiniyorsun, herkes birbirini tanıyor çünkü. Gözlemlediğim kadarıyla bu sebeplerden dolayı insanlar mutlu değil. Tabi bunlar benim gözlemlerim ve yorumlarım… Hatta ben buradaki arkadaşlarıma da soruyorum. ‘’Sivas’ı seviyor musunuz?’’ diye ve gerçekten birçoğu bu durumlardan mustarip, bu durumlardan dolayı mutlu değil. Gerçekten başkalarının özgürlüğüne saygı duyulmuyor bu şehirde.


-Çoğunlukla öğrenciler geliyor buraya. Gözlemlerinizden bahseder misiniz bize ?

-Şöyle ki herkes farklı farklı yerlerden geliyor ve herkesin farklı bir yaşam tarzı var. Ortak bir nokta bulmaya çalışıyor herkes kendini. Ben öğrencilerden o kadar memnunum ve onları o kadar çok seviyorum ki. (Sema ablamızın gözleri parladı bu cümleden sonra. Nasıl içten bir sevgidir, anlatışını hayretle dinledik). Yaptıklarıma teşekkür ediyorlar, memnun kalıyorlar. Ama halk böyle değil, onları memnun etmek daha zor çünkü her şeyleri dört dörtlük kendilerince. Yanı demek istediğim herkes para veriyor burada evet, herkesin bir beklentisi var ama öğrenciden aldığım samimiyet daha başka…  Benim çocuklarım da dışarıda okudukları için, biliyorum durumları. Buraya gelen tüm öğrenciler,  hepsi yavrularım benim, onlar benim için bambaşka. Mesela buraya geçen bir kız geldi. Elleri kıpkırmızı olmuş soğuktan. Böyle ne oldu biliyor musun, içim eridi eridi. Dedim hemen gel mutfağa otur ısın. Biraz oturdu ısındı hah işte benim de içim ısındı rahatladım… Hatta bir tane yavrucağım benim evimde altı ay kaldı. Ha evet bunlar söylenmez ama ben söylüyorum ki öğrencilere sahip çıkılsın Sivas’ta. Çünkü öğrenciler hiçe sayılıyor. Ama ben istiyorum ki herkes sahip çıksın çünkü onlar bizim çocuklarımız, yavrularımız ya. Bilmiyorum onlar benim için başka ya, başka türlü seviyorum ben onları.

Sema Hanımın Yeri

-Burada yaşadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız ?

-Sütlaç yapmıştım. Üzerini de streç film ile güzelce kapattım, belli bile olmuyordu üzerindeki streç film. Bayan turist bir arkadaşım vardı. Ogün de gelip yardımcı olmuştu bana. Daha önce hiç jelatin görmemiş ömründe. Benim yaptığım sütlaca üzerinde jelatin varken sen dök tarçını öylece servis et. Hiç fark etmemiş, kaşığını da yanına koymuş. Ay nasıl güldük nasıl güldük. Hem üzüldüm dikkatsizliğe hem de o kadar çok güldük ki hiç unutamam :) 

Halbuki dostlarımızla yemek yemek için gelmiştik. :) -Özlem ve Hikmet-
-Şehrin yüzleri için oradan oraya koşuştururken, yemek molalarımızın en tatlı adresi burası. Ne zaman hadi Sema Hanım’da yemek yiyelim desem Şükrü’nün gözleri parlıyor. Hem fiyatları uygun hem eli de pek lezzetli Sema ablamızın..

Adres: İstasyon Cad. Beyaz Saray Apt.
Telefon:(0346) 223 9496


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder