Sayfalar

26 Aralık 2015 Cumartesi

İnsanlar soğuk, şehir değil!


"Sadece yürümek için çıkarsanız yola çok şey görürsünüz. Şehrin sokaklarında karşınıza nerede ne çıkacağı belli olmaz. Hiç umulmayan yerlerde umulmadık güzellikler bulabilirsiniz. Arabaların geçemediği dar sokaklarda bulursunuz rahatlığı. Fakir ama keyifli insanlarda, boyasız ama temiz evlerde buluruz hikayeleri. Bir arkadaşın günlüğünde ve bir kitabın önsözündedir aranılan duygu. Çok uzakta değil yanı başımızdadır beklenilen kişi."

Şehirde sayılı kitabevlerinden biri Eylül kitabevi (ve aynı zamanda kafe.) Kitapların içinden geçerek alt kata iniyoruz ve sıcak bir ortamda muhabbet ediyoruz.

Eylül Kitabevi & Kafe
Eylül Çetinkaya
29 – Sivas



-Kaç yıldır bu işi yapıyorsun ?

-Bir yıldır sahaflık yapıyorum.


-Kaç yıldır kitaplarla birliktesin? böyle soralım ;) Hep Sivas’ta mıydın ?


-21 yaşımda yayınevine girdim. İşte 8-9 yıldır yayınevindeyim. İlk girdiğim yayınevi Sivas’taydı. Sonra Ankara’ya gittim bir dönem. Alanya’da yaşıyordum orada devam ettim. Önce yayın danışmanlığı ile başladım. Daha doğrusu önce depoda başladım J İşte depodaki kitapları sayıp düzenliyordum, faturaları falan yatırıyordum. “Eylül bak bunları yap, bunlara bak” sonra TDK sözlükleri verdiler koltuğumda onlarla yaşadım. Daha sonra yavaş yavaş kabul ettiler kadroya. Sonra başka yayınevlerinden işler aldım, düzenlemeler yaptım. Bir dönem ghostwriter’lık yaptım. (ghostwriter: bir diğerinin adına ve onun hesabına kitap yazan kimse.) Öyle… ama o dönemi hep kitaplarla geçirdim.




-Bu işi severek mi yapıyorsun ?


-İlk yayınevi işimde beni depoya gönderdiler :) Depoya girdiğimde kitapları saymak yerine bir iki saat kitap okumaya dalmıştım. Ve o zaman dedim "ben ömrümün sonuna kadar kitaplarla olacağım".


-Bu işi yapmasaydım şu işi yapardım dediğin oluyor mu ?

-Çok saçma diyeceğim çok fazla işle uğraştım. Bir dönem dövmecilik yaptım, broşür dağıttım, bölümüm gereği matematik kursları verdim, bir iki ay radyoda çalıştım… Öyle işte saçma sapan bir sürü iş yaptım. Ama editörlük bir yandan hep devam etti.




-Sivas senin beklentilerini karşılıyor mu ?

-Aslında daha dün bunu konuştuk. Şükrü Erbaş etkinliği vardı. Benim çok tanışmayı istediğim bir insandı. Etkinlikte beklediğim çok açık söylüyorum iki yüz - iki yüz elli kişi falan diye düşünüyorduk. Çünkü önceki etkinliklere gelen buraya gelenlere göre öyle bekliyorduk. Ama beş yüz elli - altı yüz kişi geldi. Ve tekrar gördük ki evet Sivas’ta güzel bir potansiyel var. Ben sahafı çok geç buldum Sivas’ta. Ve çok öyle okuma kültürü olduğunu da düşünmüyordum. Sonrasında sahafa gittim ve evet gerçekten okuyan insanlar var. Sivas’ta çok kapalı yaşıyor insanlar. Kendi içlerinde…




-“Soğuk bu insanları böyle içine kapatıyor” diye söyleyen böyle düşünen çok kişi var, sen ne düşünüyorsun ?

-Soğuktan değil bence. Bu şehir öyle bir şehir ki; birçok kültüre ev sahipliği yapmış ama onları da en iyi öldüren şehir. Yani mesela burada bir Ermeni kültürü var, ama adamlar Ermenileri asimile etmişler Ermeniler Ermeni olduklarını söyleyemiyorlar. E yine Sivas katliamı var, katliamdan sonra ne olursa olsun bir mezhep çatışması var bu şehirde. Ve bakıyorsun buraya gelenlerde bile aklında bir soru işareti oluyor. Dışarıdaki insanlara bakıyorsun “bu sizden mi bizden mi” diye ayırıyorlar. “Biz” ve “Siz” var. Bu durumu sadece soğuğa bağlamak çok zor. İnsanların içleri soğuk bu başka bir şey…




-Bu şehri seviyor musun? Burada olmasan hangi şehirde olmayı isterdin ?


-Ben bu şehirden ziyade bu ortamı seviyorum. Burası benim evim. Yaşam alanım. Bu kitabevini de alarak İzmir ya da Ankara’da olmayı isterdim.


-Hobilerin var mı? Kitaplar dışında ne yaparsın ?


-Kitabı çıkarınca Eylül olmuyor. Geriye bir şey kalmıyor aslında burada yaptığımız aktiviteler kalıyor geriye. Film gösterimi yapıyoruz burada. Onlarla uğraşıyoruz. Bir dönem dezavantajlı gruplarla ilgili projelere ilgiliydim yine kitaplarla ilgili olarak. Yüksek lisans tezim ile uğraşıyorum. Böyle…





-Burası ilginç bir sahaf ve kafe, ayrıca merdivenler aşırı dik. Gerçekten niye bu kadar dik ?

-Bu merdivenlerin bir hikayesi var. Hep şey diyorum; yukarıda bıraksın herkes, egosunu, kaprisini, sınıf ayrımını... Bu merdivenlerden sadece tüm kimliklerini bırakabilen insanlar insin istiyorum. Bu masalarda herkes oturabilsin, aynı ortamda buluşabilsinler. Eğer olmuyorsa da o zaman sadece ötekiler olsun burada. (gerçekten merdivenler oldukça dik inerken başınıza dikkat :)

-Çaylarımızı içtikten sonra Eylül'e teşekkür edip oradan ayrılıyoruz. Şehrin Yüzleri devam ediyor...

25 Aralık 2015



Eylül Kitap & Kafe Adres: Halil Rıfat Paşa Mah. 37/3 Sk. D:2B Sivas (istasyon polis karakolundan sonraki ara)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder