Sayfalar

12 Şubat 2016 Cuma

Bu şehri makyaj yaparak değiştirmeye çalışıyorlar!

Mutfak kültürümüzden dolayı mıdır yoksa bu kültürü oluşturan yaşadığımız coğrafyadan dolayı mıdır bilinmez baharatsız yemeğe yavan deriz. Pul biber olmadan dolma, karabiber olmadan pilav üstü tavuk yemeyiz. Kimyon atarız, tuz ekeriz, nane sepeleriz... Adı üstünde bahar-at. (yok bu olmadı) Hatta şimdilerde herkes televizyon programlarının verdiği yetkiyle biraz kekik, biraz nane ile bir değişiklik, kendilerince biraz ekşın yaratma peşinde. (evde köri sosu yapmalar falan) Öyle ki her bütçeden kitleye hitap eden tatlar bunlar. Sivas'ın pek de ayak basılmayan bu güzel hanında öyle renklerde ve tatlarda baharatlar var ki.. Anneannemin dediği gibi ''o sarı kolayı içeceğinize bir ıhlamur kaynatıyım da içiverin sıcacık''
Subaşı Hanı'nda İlhami beye konuğuz. Keyifli okumalar...

İlhami Kural
Özlem Baharat
1961 - Sivas





-Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz ?

-20 yıldır bu işi yapıyorum. Buradan önce, Ankara'da muhasebecilik yaptım. 5 sene çalıştım orada. Bir dönem Köy Hizmetleri'nde çalıştım, Maden Tetkik Arama kurumunda çalıştım. Daha sonra buraya, memlekete döndük.

-İşinizi seviyor musunuz?

-Seviyorum. Burada kendi halimdeyim. Eskiden şıra çeşitleri satıyordum burada. Üzüm kurusu, kayısı kurusu, pestil benzeri ürünler vardı. Zaman geçtikçe bu ürünlere talep azaldı. Bunun nedeni de hazır ambalajlı gıdaların artışı ve süpermarketlerin bu ürünleri satmaya başlaması. Şimdi arkadaşlar satıyor tabi ama onlara da devamlı müşteriler ve bilenler geliyor. Şimdi sadece baharat ve bazı bitki çeşitleri satıyorum.



-Başka bir meslekle uğraşmak ister miydiniz ?

-Eskiden subay olmak isterdim çok hevesim vardı. (-Neden?) Disiplini, düzeni-tertibi severim ondan herhalde :)

-Şehir ile ilgili gözlemlediğiniz durumlar var mı ?

-Bizim insanımızda "düz ayak" diye bir kavram var. Düz ayak lafını; bir yere girip çıkmadan, basamak olmadan doğruca girilen cadde üzeri olan yerler için söylüyorlar. Sivas'ın insanı her şey düz ayak olsun istiyor. Okul, hastane, çarşı-pazar... Böyle burası gibi han gibi yerlere pek girmek istemiyorlar. Bilen giriyor buraya. Şurada da ne varmış diye girip bakan yok. Yıllardır Sivas'ta olup ta buraya gelmeyen vardır herhalde. Onun için dükkanın düz ayaksa korkma :)



 -Bu şehri seviyor musunuz ?

-Sivas'ı sevmiyorum açıkçası. Gelişemedi bir türlü. Sadece görüntüye önem veriliyor bu şehirde. Ekonomik yönden yatırım yok, iş sahası yok, turizm gerektiği, hak ettiği yerde değil. Bu şehri makyaj yaparak değiştirmeye çalışıyorlar. Kaldırım değişiyor bina yapılıyor o kadar. Yüzeysel! Ama köklü bir değişim için ekonomik ve kültürel yatırımlar şart. Üniversite de olmasa bu şehri kalkındıracak ve geliştirecek bir etken kalmıyor.

çaylar geldi(gizem oralet söyledi)... esnaf çayının üzerinde şekerlik olur ve en fazla iki şeker konur. bu sizin daha çok şeker atmanızı engeller.  biz şeker kullanmadığımız için şekerleri cebimize koyup öğrenci arkadaşlarımızın evine götürdük. 
bu arada oralet hakkında bir bilgi:
1960'larda Eczacıbaşı'nın piyasaya sunduğu bir üründür. Kavanozlarda sadece turuncu renkli portakal aroması olarak pazara sunulmuştur. Daha sonra 1980'li yıllarda rakip olarak Lezzo gibi başka markalar da pazara girince Oralet pazar payını oldukça yitirmiş, 1995 yılında piyasadan çekilmiştir. 2007 yılında Eczacıbaşı grubu tekrar üretim kararı almıştır.
Türkiye'de hazır gıda tüketiminin az olduğu dönemde tam isim karşılığı bulunamamış bu nedenle Eczacıbaşı'nın diğer bir markası Selpak gibi markası isim olmuş bir içecektir. Piyasaya sürüldüğü dönemlerde buzdolabının yaygın olmaması nedeniyle soğuk içme alışkanlığı gelişmediğinden, özellikle sıcak içilen, çay ve Türk kahvesine alternatif olmuştur.

-Çocuğunuzun Cumhuriyet Üniversitesi'ne gitmesini ister misiniz?

-Tabi ben şimdi buradaki üniversitenin eğitim kalitesini bilmiyorum. Türkiye şartlarında mezun olduktan sonra iş bulma imkanı nasıl bilemiyorum. Ama tabi kızımın burada okumasını isterim, şehir dışında zor olur.




-Şehir ve insanlardaki gözlemlediğiniz değişimler nelerdir?

-Sivas'ın insanları sıcak kanlı yardımseverdi. Ama şimdi Sivas'ın yerlisi kalmadı çok az. İlçelerden ve köylerden göç ile gelen nüfus daha fazla.

soğuk kış günlerinin sıcak dostu: ıhlamur
-Başka bir şehirde yaşamak ister miydiniz ?

-Çok yer gezdim çok yerde yaşadım ama hiç oralarda kalırım düşüncesi yoktu, hep geri döneceğimi düşündüm. Ama İzmir'de yaşardım, gayet güzel gelişmiş bir şehir. Tabi ben İzmir'e gideli 23 yıl olmuştur. Şimdi nasıl bilemiyorum.



-Bu şehirden beklentileriniz nelerdir ?

-Kendi adıma bir beklentim yok ama yöneticilerden şehir için beklentilerimiz var tabi. Bu şehre sahip çıkarlarsa bu şehir gelişir. Ekonomik yönden desteklenmesi lazım. Sivas'lı işadamlarının yatırım yapması, yöneticilerinin yatırımları bu şehre taşıması gerekir. Politikacılarımızın elini taşın altına koyması lazım. Eskiden bu şehri besleyen etkenler vardı. Eskiden atölye vardı, askeri tümen, askeri dikimevi vardı. Tamam şehrin nüfusu da azdı o zamanlar ve kendini farkettiriyordu bunun gibi yapılar. Ama çok katkı sağlıyordu şehre. Şimdi daha güçlü ekonomik girdiler lazım.

Subaşı Hanı'nın ortasında çeşme var. Suyu temizdir içilir.

-Hobileriniz var mı ? Boş zamanlarınızda ne yaparsınız ?

-Gençken amatör futbol oynadım ama şimdi yaş geçti tabi. İnce, zaman isteyen işleri de hiç yapamam. Evden işe işten eve bir hayatımız var :)








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder