Hepimiz farklı bir şeyler ararız. Seçeneklerin çok fazla
olmasına rağmen çeşitliliğin azlığı bizi yorar. Özel bir şeyler hazırlamak için
büyük şeyler düşünürüz. Caddeler boyu uzanan vitrinleri inceleriz. Ama bazen
güzel olanlar cadde arasına saklanır. Işıklı vitrinlerin gölgesinde kalır
hatta. Emeğin yer aldığı her şey daha kıymetlidir aslında.
Şehrin yüzlerinden biri olan özellikle genç kesim
tarafından tanınan Bahar Hanım ile, şehir ve insan hakkında konuştuk.
Tutku Bijuteri ve Hediyelik
Bahar Akyazı
1962- Sivas
-Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz ve neden bu mesleği seçtiniz
?
-15 yıldır bu işi yapıyorum. Aslında memurdum ben. Yazı
işleri müdürüydüm. Emekli olmadan 1 yıl önce dükkanı açtım. Ondan sonra burası
daha cazip gelmeye başladı. Böyle olunca emekliliği de istedim :) Emekli de olunca
tümden bu işe yoğunlaştım. Bu iş çok zevkli
ama bir o kadar da stresli. Küçük küçük şeylerle uğraşıyoruz. El becerim, yeni
bir şeyler yaratma hevesim olduğundan bu işi severek yapıyorum.
-Bu işi yapmasaydınız hangi meslekle uğraşırdınız ?
-Yine bu işi yapmak isterdim. Ama böyle bir dükkan değil de
bir atölyem olsun, sürekli üretim yapayım, yeni şeyler çıkartayım isterdim.
Benim için daha zevkli olurdu. İleride de böyle bir şey yapmayı planlıyorum
zaten. Şu an online internet sitemiz de var. Bu şekilde ilerletmeye
çalışıyorum.
-Bu şehirden beklentileriniz neler ?
-Aslında Sivas değil her yer için geçerli olan bir şey var.
‘EĞİTİM’. Maalesef eğitim seviyemiz gittikçe düşüyor. Seviye düştükçe insanların doğru bilinçlenmesi
de gerçekleşmiyor. Bunlar ahlaki davranışları da etkiliyor..
-Bize biraz gözlemlerinizden bahseder misiniz ?
-Bazen indirimler yapıyoruz kampanya şeklinde. Matematiksel
olarak söylüyorum, ürünün üzerinde %50 indirim yazıyor ve öğrenci bunu hesaplayamıyor
yani bunu bilemiyor. Bu da çok üzücü gerçekten. Mesela gittiğiniz bir yerde her
şeyi beğenmek zorunda değilsiniz. Tabi bunu bir de ifade etme şekli vardır. ‘Bu
benim tarzım değil ya da uygun bir şey bulamadım’ diyebilirsiniz. Ama buranın içinde üstelik
ben de burada böyle otururken ‘bu mal çok iğrenç, çok kötü’ demek görgü
açısından çok da uygun değil açıkçası. Biz eskiden bir şeyi beğendimizde ‘çok
güzel’ derdik. Şimdi gençler ‘oha’ diye
hitap ediyorlar.. Her türlü insanla tanışıyorsunuz ve artık en sonunda –bu da
böyle bir tipmiş- diyorsunuz. Mecburen kabulleniyorsunuz.
-Sivas'ı seviyor musunuz ?
-Doğma büyüme Sivaslıyım aslında. Bir çok şehre göre şehir
gibi bir şehir. Yani gidersiniz bir şehre size çok büyükmüş gibi gelir. Ama
aslında kültürel açıdan bir şey yoktur. İnsanlar dert yanar bazen. Ama burada
isterseniz bir tiyatroya, sinemaya gidebilirsiniz. Kafe derseniz (gençliğin
eğlence anlayışı kafeden ibaret şu an)
istemediğiniz kadar çok. Önemli olan insanın bir şeyi ne kadar çok
isteyip istemediği. Yani sosyal bir etkinlik yapacaksanız eğer bunu çevreden
beklememeli, siz kendiniz yapmalısınız. Bir şeyler yapmayı
becerebilmelisiniz. Büyük bir şehir
kadar olmasa da %80lik bir imkanı şehir sunuyor zaten. Gerçekten şehir gibi
şehir J
-Bu şehirde olmasaydınız nerede olmak isterdiniz ?
-Çeşme’de olmayı tercih ederdim. Hem sıcak hem de kültür
açısında biraz daha yüksek bir seviyede. Biraz daha pahalı olmasından dolayı
öyle herkesin ulaşabildiği bir yer değil çünkü. Eğitim seviyesi yüksek belli bir
seviyeye gelmiş insanların oraya yerleşmesiyle başlamış ve aşırı bir şekilde
büyük oteller olmadığı için korkunç bir kalabalık da yok. Daha sakin ve daha
sıcak, sohbet edebileceğiniz insan sayısı da fazla orada.
-Şehirdeki insanların mutlu olduğunu düşüyor musunuz ?
-Aslında mutluluğun şehirle bir ilgisi olduğunu
düşünmüyorum. Tamamen karakterle ilgili bir şey. Küçücük şeylerle de mutlu
olabilirsiniz. Ya da dünya kadar şeye sahip olsanız bile mutlu değilseniz bir
anlamı olmaz hiçbir şeyin.. Valla gençlerin çok da mutlu olduğuna inanmıyorum.
Aslında bunu çok üzülerek söylüyorum. Sevgi güzel bir şeydir ama böyle ileriye
yönelik bir şey düşünmeden çok anlık şeyler yaşayarak anlamsız bir sevgi
boşluğu içerisinde gençler. Her şeyi çok çabuk tüketiyorlar. Öyle olduğu
için de sevgiye inançları da kalmıyor. Ancak eğitim, arkadaşlık, dostluk.
Bunlar önemlidir. Kendimiz, ailemiz, şehrimiz için bunları yapalım önem verelim
düşüncesini ben %20lik bir grupta anca
görebiliyorum ne yazık ki..
-Hobileriniz var mı ?
-Burası hali hazırda çok vaktimi alıyor. Evimin bir odasını atölye haline getirdim zaten. Sürekli üretim içerisindeyim :) Özel günler olduğu
zaman itina ile hazırlanıyoruz.
-İlk nasıl başladınız bu işe ?
-Tutku tutkunuz olacak diye çıktık biz bu yola. Artık kartvizitin üstüne de ‘tutku tutkunuz
oldu’ diye yazıyoruz gönül rahatlığıyla. Ve çok mutluyuz bu durumdan. İnsanlar
farklılık ve özel bir şeyler aradığında da bize geliyorlar. İnanılmaz şekilde
mutlu gönderdiğimiz insanlar var. Bunları yaşamak gerçekten güzel oluyor. Hatta
artık öyle bir samimiyet oluştu ki, mesela sevgililer gününde ailesinden
çekinenler alışveriş yapıp burada saklıyor. Bizim emanet dolabımız oluyor
sevgililer gününde :) Çok güzel yıllar geçirdik çalışan arkadaşlarımızla. Onlar da 14 yıldır benimle.
Ve samimiyetimiz insanlara da yansıyor. Sadece alışverişe değil sohbet etmeye,
dertleşmeye de geliyor insanlar :)
-Bu arada dükkan çok kalabalıktı. İncik boncuk almaya gelen gençler kasaya yöneldiğinde bu sohbete tanık olduktan sonra "siz neyin kafasındasınız yaa" bakışlarıyla çıktılar dükkandan :) Biz de dükkandan saygı ve teşekkür modunda çıkıyoruz. Şehrin Yüzleri devam ediyor...
03.01.2016
Adres: İstasyon Cad. No:9
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder