Sayfalar

9 Ocak 2016 Cumartesi

Tam anlamıyla mutlu olmak mümkün değil!

Bilenler bilir ama şehre yeni geldiyseniz, çarşıda dolaşırken yolunuz Bankalar Caddesine saparsa uğrayıp bir çay için ve tanışın bu güzel insanlarla. Sizleri lafı çok uzatmadan Aralık Kitap Kafe'de arkadaşımız Cüneyt ile yaptığımız sohbetle baş başa bırakıyoruz. Keyifli okumalar...

Cüneyt Ateş
1982 - Sivas


-Kaç yıldır bu işi yapıyorsun ve neden bu mesleği seçtin ?

-6 yıl oldu yaklaşık. 2010 Aralık'tan beri. Hem Aralık ayında açtığımız için hem de kafenin yeri iki sokağın arasında olduğu için adı Aralık olsun dedik. Biz 2010’da ilk olarak kitapçı açmıştık. 2 sene yaptık o işi.  O işler de iyi gitmeyince arkadaşlarla beraber bu işi yapmayı uygun gördük. Biraz da seviyorduk tabi o yüzden başladık. Önceden daha çok seviyordum ama şimdi biraz fazla iş gibi oldu artık. Zaman zaman iyi oluyor zaman zaman da sıkılıyor insan. Yoğunluktan,  gürültüden, hep aynı yerde olmaktan. Şu an çalışma ortamımız da rahat aslında. Çalışma saatlerimiz esnek :) Çalışma arkadaşlarım Özkan ve Abuzer de oldukça rahat ve işlerini severek yapıyorlar. 

-Bu işi yapmasaydın hangi meslekle uğraşmak isterdin ?

-Hayalimiz zaten kitapçı olmaktı. Onu yaptık. Öyle başka da bir hayalimiz yoktu aslında. Buradaki kitaplar da ilk açtığımız kitapçı döneminden kalma kitaplar. Eskiden şu duvarımızda boydan boya kitaplık vardı. Gelenlerin sayısı artınca dekorda değişiklik yaptık. Kitapların bir kısmı zaten satılmıştı, bir kısmını da arkadaşlarla evlere götürdük. 


-Sivas’tan beklentilerin neler? Bu şehri seviyor musun ?

-Yani bilmiyorum ki biraz sıcak olsa daha iyi olurdu. İnsanların biraz daha ince olmalarını, biraz daha kibar olmalarını bekliyorum sadece. Ya aslında Sivas'a özgü bir şey değil de bu. Yıkılması gereken bir tabu. Seviyorum aslında. Zaman zaman sıkıldığım oluyor ama sevdiğimi de düşünüyorum.


-Bu şehirde olmasan nerede olmak isterdin ?

-Burada mutluyum ama mutsuz olduğum zamanlar da oluyor. Aslında İstanbul’da olmak isterdim. Çünkü orada daha iyi bir hayat sürebiliriz. Bunun nedeni de kültürel ve sanatsal faaliyetler için daha fazla imkan bulunması. 


-Mutlu olduğunu düşünüyor musun ?

-6 yıldır zaten Sivas’ta yaşıyorum. 6 yıldır da bu işlerle uğraşıyorum. Yani çok mutlu olduğum zamanlar da oldu. Mutsuz olduğum, üzgün olduğum zamanlar da. Genel olarak yarı yarıya durum. Ama zaten tam anlamıyla mutlu olmak da mümkün değil. 


-Buraya gelen insanlar mutlu mu sence ?

-İnsanların genel olarak burada mutlu olduklarını görüyorum. Çünkü herkes burada kendini rahat hissediyor. Kendi evleri gibi mutlu hissediyorlar. Evde oturur gibi oturuyorlar. (Bu rahatlığı seviyor musun ?) Evet seviyorum. Aslında biraz da kendiliğinden oluştu bu durum, samimiyetten oldu herhalde...

Mutfak girişine üzerlik asılmış.
Üzerlik tohumundan yapılan bu süs, kapı girişlerine veya duvara asılır. Renkli çaput parçaları da kullanarak, tohumlar daha yaş iken üçgen kompozisyonda birbirlerine ip ile sabitlenir. Dokunsanız ufanıp dökülecek kadar kurudur. Kötü bakışlardan ve nazardan koruduğu düşünülür. İç Anadolu ve çevresinde görebileceğiniz bu gelenek Orta Asya Türklerinden gelen bir inanıştır.
-Hobilerin var mı, boş zamanlarında neler yaparsın ?

-Evet var. Kitap okumayı  çok seviyorum. İyi bir okuyucu olduğumu pek düşünmüyorum. Orta halli bir okuyucuyum işte. Zaman buldukça okuyorum. Saz çalıyorum. Satranç oynamayı çok seviyorum. Vakit buldukça yürüyüş ve bisiklet turlarına katılıyorum. Ancak şöyle bir gerçek var ki Sivas'taki şoförler trafikte sadece kendileri varmış gibi davranıyor. Bisiklet sürerken rahatsız ediyorlar. Yol sadece onların sanki. Bisiklet kullananları sürücü olarak görmüyorlar. Bir de hobi olarak kolaj yapıyorum. Duvardaki kolajları ben yaptım. Akşamları eve gidince biraz uğraşıyorum işte.

Cüneyt'in yaptığı kolajlardan biri.
Santranç; Aralık Kafe için olmazsa olmaz bir oyun.
-Bize şehir ile ilgili gözlemlerinden bahseder misin ?

-İnsanların kendilerine ayıracak yaşam alanları yeterince yok. Doğru dürüst hiç spor yapılabilecek alan yok. Kendilerini ifade edebilecek yerler olmalı mesela. İnsanlar böyle şeyler yapamayınca sıkılıyorlar ve suçu da Sivas'a atıyorlar. Yapılacak bir şey yok, kötü bir şehir burası diyorlar. Eğer böyle alanlar çoğaltılırsa bu şikayetler ortadan kalkar. İyi bir sinema yok bu şehirde. Tiyatro’da yılda çıkan oyun sayısı çok az. Daha fazla konser etkinliği yapılabilir. Mesela bir açık hava konseri verilecek olsa, bunun için uygun bir alan yok. Üniversite şenlikleri bile sırf iş olsun diye yapılmış gibi, geçiştiriliyor. Aslında sanatçıya değer veren bir şehir burası. Bir de şöyle bir durum var. Bazı etkinliklerde zamanlama hatası oluyor. Eylül'ün başında yapılan kitap fuarı, Eylül sonu gibi bile yapılsa daha fazla ilgi görür. Sonuçta öğrencilerin ayakta tutuğu bir şehir. Öğrenciler tatildeyken kitap fuarı düzenlemek pek de hoş olmuyor.

Levent kesinlikle bu şehrin yüzlerinden biri, onu tanımayan yoktur herhalde. Şehir dışından gelen öğrenciler bile bir iki hafta sonra Levent ile tanışıyor. Çarşıya çıkıp ta onu görmediğiniz bir gün olmaz. Şehirde yapılan hiç bir etkinlik, açılış, konser Levent'siz düşünülemez...

-Kafede yaşadığın ve hala gülerek hatırladığın bir anın var mı, bizimle paylaşır mısın ?

-Bir ara saçlarım uzundu, o gün de saçlarımı arkadan toplamıştım. Bu arkadaş geldi (Levent’i gösteriyor). Beni görünce önce şaşırdı sonra da gülmeye başladı ‘ne oldu sana’ diyerek gülmekten yere yattı bir anda. Yerde kahkahalarla gülüyor. Bir anda tüm kafe gülmeye başladı :)

 -Cüneyt buraya gelip gittikçe fark ettik ki sen kimseyi geri çevirmiyorsun. Mendil satanlar giriyor içeriye, hatta keman çalan biri girip mini bir konser vermişti bize. Normalde kimse istemez bunu ?

-Kimi ekmek parası için geliyor. Kimi muhabbet için ya da ısınmak için.. Bir ihtiyacı oluyor geliyor mesela. Kimseye git demek olmaz ya da içeri almamak. 

-Bu güzel sohbet için Cüneyt'e çok teşekkür ediyoruz. Şehrin Yüzleri devam ediyor...





-Bonus :)

Aralık Kafe birçok kişinin buluşma noktası olduğu gibi yerel bir spor grubunun da buluşma noktası. Cumartesi Dağcıları adındaki bu grup Sivas ve çevresinde doğa yürüyüşü, tırmanış, bisiklet etkinlikleri düzenliyor ve katılımcıları ile bu kafede buluşuyor. Gruba ulaşmak isterseniz Aralık Kafe'ye uğrayabilirsiniz ya da Cumartesi Dağcıları sayfasına mesaj atabilirsiniz.

Cumartesi Dağcıları grubundan Barış, arkadaşı Cüneyt'e yardım ederkene...

4 yorum:

  1. Projenize hayran kaldım. Sivas' ta tanıyamadığım(ız) ne çok sima varmış meğer! Sohbetinize dahil olmak benim açımdan hem çok eğlenceli hem de bir o kadar keyifliydi. Tebrik ederim ve bir okuyucunuz olarak devamını beklerim :) Ayrıca "Şehrin Yüzleri" ne bir "yüz" önerim de olacak. Arzu ederseniz Talas Kahve' yi de sohbetinize katmanız gerektiğini düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Furkan bey çok teşekkür ederiz bu güzel yorumlarınız için. Talas Kahve aklımızdaydı, öneriniz üzerine ilk sırada şu an. Aldığımız böyle güzel yorumlardan sonra durmak olmaz elbette, Şehrin Yüzleri devam ediyor :)

    YanıtlaSil
  3. Cüneyt abi'nin sıcaklığı bu şehri ısıtıyor zaten :) projeniz de çok güzel tebrik ederim...

    YanıtlaSil