Sayfalar

16 Ocak 2016 Cumartesi

Sevilen meslek değil de para kazanılan meslek seçiliyor!

Şehrin eski esnaflarından Foto Nuri'ye gidiyoruz. Şehrin tam göbeği derler ya öyle bir yerde. Şükrü analog makinesi ile çektiği fotoğrafların banyolarını burada yaptırıyor. Uzun zamandır tanıdığımız Onur abiye yaptığı işi ve Sivas'ı soruyoruz. Biz çaylarımızı içerken size de keyifli okumalar diliyoruz...

Foto Nuri
Onur Başgün
1981 - Sivas


- Onur abi kaç yıldır bu işi yapıyorsun ? İşini seviyor musun ?

-18 yıldır bu işi yapıyorum. İşimi çok seviyorum. Ben burada çalışanım. Yıllardır burada olduğum için beni buranın sahibi sanıyorlar. Bu biraz yaptığınız işi benimsemek ile ilgili. Dış çekimler olsun düzenlemeler olsun her şeyle ilgileniyorum. Seviyorum, elimden geldiği kadar yapmaya çalışıyorum.

-Nasıl başladın bu işe ?

-Öyle bir şey düşünerek başlamadım. Okuldan ayrıldıktan sonra her çocuk gibi para kazanmak amacıyla başladım. Sonradan bir şeyleri yapmaya başlayınca ve yapabildiğimi gördükçe, sevmeye ve severek yapmaya devam ettim. Bir işte başarılı olduğunu görünce sonrası geliyor zaten, başarılı olduğu işte devam etmeyi düşünüyor insan.


-Bu işi yapmasaydın ne yapmak isterdin ?

-Hiç düşünmedim şu işi yapsaydım diye. Yani öyle bir şey hiç aklıma gelmedi. Türkiye’de iş ararken amaç sadece para kazanmak, geçim derdi olduğu için farklı mesleklere bakmak, şu işi yapsam bu işi yapsam da mutlu olsam diye değil, ne kadar kazanırım sigorta yatıyor mu diye bakılıyor. Sevilen meslek değil de para kazanılan meslek seçiliyor genelde.


-Başka bir şehirde yaşamak ister miydin ?

-Gitmeyi hiç düşünmedim buradan ama İstanbul’da yaşamak isterdim. İstanbul bambaşka, güzel bir şehir, imkanı aktivitesi bol ama orada da yaşamak, ayakta kalmak, tutunmak zor. Sivas ise rahat ve İstanbul’a oranla daha yaşanılabilir bir şehir. Sivas birçok gelişmiş şehirden daya iyi, daha yaşanılabilir. Mesela Kayseri, Tokat gibi civar illerimizden çok çok iyi durumda. 

-Mutlu musun ? Sence insanlar mutlu mu ?

-Sivas'ı çok seviyorum. Mutluyum burada ben. İnsanların o kadar çok istekleri var ki bu yüzden mutlu değiller bence. İstekler bitse belki daha mutlu olabilirler. Beklentileri çok fazla. Mutluluk beklentiyle doğru orantılı. Beklenti ne kadar çok olursa mutlu olmak o kadar zorlaşıyor. Mesele ayda bin-iki bin lira kazanıp üç bin lira değerinde telefon kullanmaya çalışan insanlar ne kadar mutlu olabilir ki.


-Hobilerin var mı ? Boş zamanlarında neler yaparsın ?

-Boş zamanlarımda fotoğraf çekerim... Şaka şaka.. :) Açıkçası zaman kalmıyor başka işlerle uğraşmaya, çok çalışıyoruz. Bir çok insanın hobisi olan bir işi yaptığımız için boş zamanlarımda fotoğraf çekerim de diyemiyoruz.

-Şehirdeki aktiviteler nasıl ? 

-Sivas'ta trafik problemi yok, insanlar yoğun bir stresin altında kalmıyor. Bu yüzden insanların yorgunluk veya stres atmak için farklı aktivitelerle uğraşmalarına gerek kalmıyor. Evden işe işten eve bir hayat hüküm sürüyor. Yani farklı aktivitelere yönelmiyorlar. Ama yavaş yavaş başlandı bir şeyler yapılmaya. Seneler öncesinde küçük bir kayak evimiz vardı. Küçükken giderdik kaymaya ailecek, arkadaşlarla falan. Pek olanak sağlamıyordu ama doğanın içinde güzel bir yerdi. Ama şimdi gayet güzel bir kayak merkezi yapıldı. Bu güzel bir şey Sivas için.


-Şehrin merkezinde bir yer burası, ilginç anıların var mı ? 

-Mesela okuması yazması olmayan yaşlı teyzeler amcalar içeriye girip elindeki reçeteyi uzatıp ‘şu ilaçları ver oğlum’ diyebiliyor. Ama bu da çok normal, bunu komik bir olay olarak anlatmıyorum. Okuma yazma bilmeyen yaşlılarımız çok fazla, ve burayı optikçi sanıp girebiliyorlar. Bizim işimiz insanların beğenilerine hitap etmeye yönelik olduğu için, gün içerisinde bir sürü ilginç olay yaşıyoruz. Çekim sırasında olsun hediyelik ürünlerimizi seçerken olsun birçok farklı taleple karşılaşıyoruz. Hatta bu talepler o kadar fazla ki bizim için gündelik olay haline geldi.

Onur abinin çektiği fotoğraftan biri (Sivas tren garı)
-Dış çekim yaparken karşılaştığınız zorluklar nedir ?

-Gerçekten bir sürü hikaye çıkıyor bu çekimlerden. Daha önce bizde Paşabahçe mesire alanında gelin-damat dış çekimlerimizi gerçekleştiriyorduk. Ancak orası çok kalabalık olduğu için gelin ve damat rahat bir şekilde poz veremiyorlardı. Hatta kucağında bebekle gelip 'hadi gelin ablayla bir fotoğraf çekinelim' diyen teyzeler de oluyordu :) Damatlar insanların bakışlarından dolayı sinirlendiğinde çekimi yarıda bırakmak zorunda olduğumuz zamanlarda oluyordu. Bu gibi olaylardan dolayı 8 dönümlük bize ait olan bir alanı, dış çekimlerimizi daha rahat yapabilmek için uygun şekilde dekore ettik. İçerisinde yapay gölümüz, kayıklarımız ve köprümüz var. Orada sadece gelin-damat ve çekim ekibi olduğu için daha rahat ve samimi bir ortam oluşuyor. 

Bir de şöyle bir durum var şimdi herkes dış çekim olsun, farklılık yapalım diyor ama bence bir süre sonra insanlar yine eskisi gibi tek fonda fotoğraf çektirmeye başlayacak. Stüdyo çekimi yeniden moda olacak.

Onur abinin çektiği fotoğraflardan bazıları:




Foto Nuri: Aynalı Çarşı altı Tel: (0346) 222 08 43 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder